Saturday, May 8, 2010
Ermeni lobisinin yaptığı saldırgan propagandaya karşı oluşturulmuş bir proje...
Ermeni meselesi dış siyaset gündemimizin işgal eden en köklü sorunlardan biri. Özellikle Los Angeles’ta yerleşik Amerikan diasporasının öncülük ettiği propaganda ve lobi faaliyetlerinin bu meselenin çözümündeki en önemli engel olduğu da rahatlıkla söylenebilir. Bu lobinin Ermeni tezlerini işleyen yanlı ve tek taraflı bir film hazırlığında olduğu da yıllardır Hollywood kulislerinde söylenir durur. “Geceyarısı Ekspresi”nin Türk imajı üzerinde dünyada neden olduğu yanlış intiba düşünüldüğünde, bu gerçekten de üzerinde durulması gereken bir risk.
Bununla birlikte Amerikan sinema endüstrisinin kalbi Los Angeles’ı, artık bir çok Türk sinemacı da mesken tutmuş durumda. Ermeni lobisinin yaptığı saldırgan propagandayı olayın tam merkezinde yaşayan bu nesil, şimdi kendi filmleri için çalışmaya başladı. Bu projelerden en önemlilerinden birinin ismiyse “Ağrı.”
“Ağrı”nın senaryosu 14 yıldır Los Angeles’ta yaşayan Ertuğ Tüfekçioğlu ve New York doğumlu Türk aktör Alex Demir tarafından yazılmış. Hikayede bir müzisyenin, büyük amcasının yıllar evvel kaybettiği aşkı Jeyran’ı bulmak için Amerika’ya gidişi anlatılıyor. Bir Ermeni olan Jeyran’ı Los Angeles diasporasının içinde ararken Yılmaz’un başına gelenler, iki deneyimli sinemacının Los Angeles’ta bir Türk olarak yaşadıkları gerçek olaylardan esinlenerek anlatılmış. Şu anda çekim hazırlıkları devam eden projenin ana yapımcılığını, Ertuğ Tüfekçioğlu’nun 2003 yılından beri çalıştığı Califa Productions, LLC üstlenmiş durumda. Filmin yönetmenliğini de yapacak olan Tüfekçioğlu, 5 yıldır üzerinde çalıştığı projesi hakkında şunları söylüyor: “Ağrı’nın dramatik yapısında Ermeni’lerle olan derin fikir ayrılıklarımız, tabi ki önemli bir yer tutuyor, fakat temelde bu bir propaganda filmi değil. Hikayeye olabildiğince iki toplumun farklılıklarından çok ortak yönlerini yerleştirmeye çalıştık. Eğer bir gün Türkler ve Ermeniler bir fikir birliğine varacaksa, bunda sanatçıların ve özellikle de biz sinemacıların çok katkısı olacağına inanıyorum. Ağrı’nın tüm yazım aşamasında Alex’le bunu aklımızdan çıkarmamaya büyük özen gösterdik.”
“Ağrı”nın çekimleri ağırlıklı olarak Los Angeles’ta gerçekleştirilecek ve başrolde Alex Demir yer alacak. Bununla birlikte filmin bazı sahnelerinin de Akdeniz sahillerinde çekilmesi planlanıyor. Filmin bir de Türk yapımcıya ihtiyacı olduğunu söyleyen Tüfekçioğlu, bu nedenle son bir yıldır sürekli Los Angeles, İstanbul arasında mekik dokuyor. Umarız “Ağrı” tüm aşamalarıyla Hollywood’da başarılmış bir Türk filmi olarak ülke sinemamıza yeni bir renk katar.
Source : habertürk.com
|
Wednesday, Aug 18, 2010
Toronto'da 'Yaşasın! İstanbul' nidası
Bu sene otuz beşinci yaşını kutlayan, 8-19 Eylül 2010 arasında düzenlenecek olan Toronto Film Festivali, özel etkinliklerle bu durumu festival izleyicisine de yaşatacak. Bunlardan biri de 'City to City' (Şehirden Şehire) adlı bölüm olacak. Bu bölümün ilk konuğu 'İstanbul'. Bu sene on uzun metrajlı, 5 kısa metrajlı Türk filmi, 'Yaşasın! İstanbul' adlı bölüm kapsamında yer alacak. 90'ların önemli örneklerinden son iki yıldan üreyen Türk filmlerine kadar uzanan geniş bir skalayla Türkiye sineması mercek altına alınacak.
Festivalin yardımcı direktörü Cameron Bailey, basın toplantısında yaptığı açıklamada "Ocak'ta bu bölüm için bir şehir düşünürken, İstanbul'dan başka bir seçenek olamayacağına karar verdik"dedi ve ekledi: "Birçok önemli festivalde ödül alan Türk filmlerinin yanında, bu sene ülke sinemasının İstanbul'u konu alan önemli filmlerini de konuk ediyoruz".
SİNEMANIN PARLAYAN İSİMLERİ
Toronto izleyicisi ve uluslararası basınla on beş Türk filmi buluşacak. Bu filmler arasında Derviş Zaim'in 'Tabutta Rövaşata'sı, Nuri Bilge Ceylan'ın 'Uzak'ı, Zeki Demirkubuz'un 'C Blok'u ve Reha Erdem'in 'Hayat Var'ı, Pelin Esmer'in '11'e 10 Kala' adlı filmi gibi son on beş yılın parlayan filmleri var. Yeni filmlerden de Emre Şahin'in filmi '40' ve Theron Patterson imzalı 'Bahtı Kara' festivalde dünya prömiyerini yapacak.
Tayfun Pirselimoğlu'ndan 'Saç' ve Özlem Sulak'tan 'September 12', Locarno Film Festivali'nden bir ay sonra burada izleyici ile buluşacak. Son olarak dünya prömiyerini Venedik Film Festivali'nde yapacak olan Seren Yüce imzalı 'Çoğunluk' da bu program kapsamında yer alacak. Kısa filmler ise Yoel Meranda imzalı 'Ascents in February', 'Rauscht' ve 'Not be or...', Burcak Kaygun imzalı 'On Thin Ice' ile Eytan Ipeker imzalı 'Science Lab' olacak. Ayrıca 16 Eylül'de Reha Erdem, Pelin Esmer ve Seren Yüce'nin katılacağı bir de konferans düzenlenecek.
Source : habertürk.com
|
Thursday, Jul 1, 2010
Aretha Franklin, The Bee Gees, Bette Midler, Phil Collins, Norah Jones gibi isimlerin dünyada büyük başarılara imza atmalarında payı olan yapımcı, aranjör, caz ustası Arif Mardin'e saygı duruşu niteliğinde "Şehrin En İyi Kulakları: Bir Arif Mardin Hikayesi" belgesi, Los Angeles kentinde ilk kez gösterildi.
FİLM ÇEKİMLERİ 4 SENE ÖNCE BAŞLADI
74 yıllık yaşamına, satış rakamları milyonları bulan albümlerin yapımcılığını, 40 altın ve platin albümü ile 12 Grammy ödülünü sığdıran Arif Mardin'in yaşamını anlatan belgesel "Şehrin En İyi Kulakları: Bir Arif Mardin Hikayesi", ABD'nin Los Angeles kentinde, Grammy Muzesi'nde gerçekleşen özel bir gösterimde kentte ilk kez izlendi.
Belgesel, Mardin'in son beş ayını "All My Friends Are Here" albümünün kayıtları sırasında izlerken, ünlü müzik adamının yaşam öyküsünü de gözler önüne seriyor.
Los Angeles Times gazetesine göre, belgeselin anlatıcıları Doug Biro ve Mardin'in yapımcı oğlu Joe Mardin, filmin çekimlerinin 2006'da başladığını ancak ölümünden sonra tamamlandığını belirtti.
Babasının kanser olduğunu öğrenen Joe Mardin'in, stüdyoda geçen saatlerini kameraya kaydetmesiyle başlayan çekimlere, Mardin'in ailesi ve yıllarca beraber çalıştığı yapımcı ve yıldızlarla yapılan röportajların eklenmesiyle Arif Mardin'in hayat hikayesi ortaya çıktı.
Eşi Latife Mardin, 2006'da hayatını kaybeden sanatçı dostu Ahmet Ertegün, uzun süre Beatles'ın prodüktörlüğünü yapmış George Martin ve albümlerine aranjörlük yaptığı Norah Jones'un röportajlarının da yer aldığı belgeselin bu yılın sonunda çıkması planlanan DVD'si için sahne ve televizyon kayıtlarının da eklenmesi bekleniyor.
Source : haberx.com
|